|
||
![]() Müslüman Mezarlığında Yahudi Kanı Onları kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için onları hazırla ![]() YEREMYA BAB: 12 AYET: 3 Bazı ayrıntılar vardır, çok önemsiz, sıradan, normalmiş gibi gelir insanlara. Mesela Üsame’nin militanları tarafından yapıldığı söylenen WTC eyleminin harekat üssü olan Boston. Çok az insan MOSSAD’ın en önemli üssünün Boston’da, hem de militanların istirahat ettiği söylenen motelin bir kaç blok ötesindeki 7 katlı bina olduğunu bilir. Bir ayrıntıdır ama önemsizdir. Geçelim… Üzeyir Garih cinayeti de böyle bir cinayet… Planlanışıyla, çözümüyle, soru işaretleriyle tam bir profesyonel işi. Bizim komplosever beyinlerin tahmin ettiklerinin aksine, cok basit ama, bir kaç denklemlik bir operasyon. Ama bunu anlayabilecek bir komleks zeka henüz yok TC’de. Mesela insanların aklına düşen uçakların karakutularında ses kaydının olmaması saçma geliyor da, katil adayı Yener Yermez’in Beşiktaş’ta bir bankanın ATM’sine bıraktığı kartta parmak izinin nasıl olmadığı sorusu gelmiyor. Ya da kimin sildiği!!! Bendenizden beklediğinizin aksine, size Garih Operasyonu’nun kronolojik anlatımını yapmayacağım. Çünkü eminim, cinayeti işleyenler de bilmiyorlar. Sadece herkes kendi halkasının içini biliyor. Yani önemli işler böyle yürür… Bilmeyen için hatırlatayım: Benzeri bir operasyon yıllar once Jak Kamhi için tasarlanmıştı. Bir şekilde duyumunu almıştım operasyonun. Ancak operasyonu yöneten ekibin bir üst halkası, Kamhi Suikasti’nin sadece ‘girişim’ ile sınırlı tutulacağını, verilmesi ve alınması gereken mesajların yerine ulaşacağını söylemişlerdi. Öyle de çıktı. Şimdi araştırmacıların cevabını arayacakları soru şudur: Kamhi Suikasti’nden dolayı içeri alınan iki şahıs (ki bunlardan sadece biridir önemli olan. Çünkü esas beyin oydu) şu anda nerdedir? Acaba devlet yetkilileri bu sorunun cevabını biliyorlar mı? Yoksa resmi estetik operasyonlarını yapan mikrocerrahın toz edilen randevu defterine mi başvuracağız… Geçiyoruz… MESAJ ALINMIŞTIR! Ancak her operasyon Kamhi Suikasti gibi, mesaj vermek amacıyla yapılmaz. Garih Operasyonu da böyle bir şeydi. Ciddiydi, çünkü bir kaç menfaat gurubu birden sinirlenmişti. Siz bakmayın olaydan sonra, bir şekilde medya piyonlarını kullanar tarafından ‘Dul kadın safsatası’ ile kandırılan kamuoyuna. Garih de diğer dindaşları gibi kendi ülkesine, zorunlu olarak vergi ödüyordu. Ne var ki, klasik Yahudi genlerinin etkisiyle bir süre sonra ödediği miktarın çokluğundan şikayet edip, indirime gidilmesini istemişti. Elbette Kabul edilmez olan bu teklif tereddütsüz reddedildi ve Üzeyir Garih için yaşamın tehlikeli ve kaypak olan günleri başladı. İşte tam bugünlerde, ortağı Alaton ile yurtdışında emniyetli bir yerde istişare edilip, yeni vasiyetler düzenlendi. Garih yaşadığı ülke ile, mensup olduğu etnik kökekinin açıklarını ve güç noktalarını çok iyi biliyordu. Vergi vermemek için başka, ancak yerli bir birime müracaat etti. Ancak tam bir yağmurdan kaçarken, doluya tutulma hadisesi yaşadı. Kendisini Yahudilere karşı koruyacak bu yerli derinlik, daha çok büyük bir delik açmış, Garih’I emmeye başlamıştı. Bundan da rahatsız olan Garih, başta Devlet Bahçeli olmak üzere, tüm legal ve illegal kanalları denedi. Ancak bütün bunlara rağmen, bagajındaki çantaya koyduğu para eksilmedi. Ve Garih sonunda bir gün yeter, dedi. Resti çekmişti. Elbette çok kızdı yerel derinlik. Zaten son dönemlerde ‘Ergenekon’ adı altında yavaş yavaş deşifre edildikleri için Garih, sesini çok çıkararak iliğinin emilmesini engelleyeceğini düşündü. VE EYLEM PLANLANIYOR ![]() Eylem için toplam üç toplantı yapıldı. Üç ayrı alternatif teker teker değerlendirildi. Bir taraftan da Eski Ahit tetkik ediliyor, dinsel referanslar aranıyordu. Bulundu da. O sırada askerlik yapan bir ülkücü (cezaevinde ülkücü olmustu zira) Yener Yermez’e yahudilik hakkında kısa ve küçük dersler verildi. (Bu arada bu derinliğin elindeki diğer kont-militanlar da gözden geçirildi. Bu iş için yetiştirilen İBDA-C timleri elden geçirildi) Ancak Yermez de karar kılınıldı. Eylemi nasıl yapacağı anlatıldı. Hatta dosyası son anda Af yasasına yetiştirildi ve TSK’daki dosyasına çok sonradan bir akıl hastanesi raporu eklendi. Aslında görevi tek başına yapamayacağı cok iyi biliniyordu ve bu tür işler şansa bırakılmayacak kadar ciddiydi. Yanında bulunan iki arkadaşı, kendisini yönetmesine rağmen, lider oymuş gibi görüntü çizildi. ![]() Şimdi zihninizi toplayıp ilk güne gidin. Ve resmi raporlara olayın kaç suç aletiyle işlendiğinin geçtiğini hatırlayın. 3 değil mi? Hatta birinin çok sonradan kasatura olduğu iddia edildi, ama elbette bu bir dezenformasyondu. Peki nereye gitti diğer iki bıçak? Bu sırada Garih toplantı üzerine toplantı yapıyor, aracı üzerine aracı arıyordu. Ertaç Dinar’dan, İlhan Kesici’ye kadar bir çok kişiyle üst üste toplantılar yaptı. Yarı-resmi İsrailli temsilciler ile mülakatlar yaptı. Bu sırada, operasyon ekibi, olay yeriyle ilgili keşiflere başlamışlardı bile. Çok ayrıntılı bir çalışma ile, işin içine fuhuş yapan kadınlar katıldı. Yermez’in olaydan bir kaç ay öncesinden bu insanlarla tanıştırılıp ilişkiye girmesi sağlandı. Olay gününü daha sonra anlatacağım, zira ulaşamadığım karanlık bir iki küçük ayrıntı kaldı. Ama sonrası zaten çok net.. Garih vurulduktan sonra gözcü ve bıçaklayan iki kişi onun üzerinde, kendilyerine tarif edilen şekilde çalışmaya başladılar. Talmud’ta belirtildiği gibi, arkadan kalbine kadar ulaşacak bir darbe vurdular. Sonra kücük ve sivri bir bıçak ile her iki gözünü deldiler. Eski Ahit buna ‘göz akıtma’ diyordu ve aç gözlülere uygulanan bir cezayldı bu. Ne yazık ki otopsi kayıtlarına geçmeyecekti bu yaralar. Zaten bütün bunlar ilk etapta görülmesin diye ceset ters çevrildi. Ve sol diz kapağı da tam altından keskin ve kalın olan bıçakla parçalandı. Bu da ‘Yahudilik davasından dışarı adım atmanın’ cezasıydı. ![]() Bütün bu mesajları alabilecek kişiler vardı. Nitetim Rigudin, yani Vasili Vasili Siguryev bunlardan biriydi. Balkan bölgesinin avcunun içi gibi bilen bu ajan, esasen Garih’in öldürüldüğü günkü Bulgar İş konseyi ile görüşmeyi sağlayan kişilerden biriydi. Ve gündemsiz bu ölümün peşine düşmüştü. İddiaya gore Dimitar Rigudin Trud gazetesinin 28 Ağustos salı günkü sitesinde şu iddiayı dile getirmişti: "İsrail gizli istihbarat örgütü MOSSAD, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA'ya rapor gibi bir kaset hazırladı." Rigudin'e göre, kasette, "Garih'in başına bir şey gelirse, bizden uzaklaştığı için gelir" sözleri kayıtlıydı. Rigudin, bu sözlerden hareketle, Garih cinayetinde MOSSAD parmağı olduğunu açıkça yazmıştı. Ve 4 Eylül gibi göldürüldü. Bilin bakalım nasıl? Söyleyeyim: Çok yakından ensesine ateşli silahla tek el ateş edilerek! Eylem aklınıza ilk neyi getiriyor acaba? Bir ayrıntı daha, aslen Rus olan Rigudin, İbranice’yi ana dili gibi biliyor. Tabii Eski Ahit’I de… Yapılan ilk planlara gore Yener Yermez’in ortaya çıkmaması lazımdı. Ancak hesapta olmayan bir aptallık. Yani cep telefonun başka GSM kartıyla kullanılması, MOSSAD ajanlarının Yermez’e ulaşmalarını sağladı. O sırada buram buram acemilik kokan bir ‘firar’ senaryosu oynandı. Oyza Yermez’in birilerinin elinde olduğunu işten anlayan herkes biliyordu. Senaryonun delmikleri tıkandıktan sonra Kayseri otobüsüne onu oturtanları bulup sormak lazım: Bütün Türkiye’nin aradığı katil adayını, hangi geri zekalı düşünce, kendi köyüne gitmek için, üstelik adım başı arama yapılan şehirelerası otobüse bindirip yollar? Bu aşadaman sonra, ikinci senaryo devreye girdi. Ve hemen fuhuş yapan cahil küçük kadınlar senaryosu oynanmaya başladı. Türk medyası da buna çoktan razıydı zaten. Deli Fuat’ın yerine Deli Yener konmuştu o kadar. Bir de, Türk insanının affetmeyeceği ‘Mezarlıkta zina yapan Ahlaksız sapıklar’ görüntüsü. ![]() Olaydan bir kaç gün once Kudus’te yayın yapan Jarusalem Post gazetesi, Türkiye’deki Yahudi işadamlarınrın adlarını sayarken, Garih’ten pek iyi cümlelerle söz etmezken, ölümünden sonra bir Yahudi kahramanın öldüğünü duyarması, kendi içlerine ağlamak olarak ifade edilebilir. ŞİMDİ NE OLACAK? Garih Cinayeti şeklen cözülmüş gibi gösterilebilir. Ki öyle bir yöne doğru gidiyor. Zira Ergenekon’un çözülmesi şimdilik mümkün değil. Mossad ise uzun süredir vergisini aksatan Garih’in temizlenmesinden memnun, Alaton’un aynı akibete uğramaması için görüşmelere başladı bile. Garih’in aylar önce geri yolladığı Yahudi korumalar yine Alarko binasının önüne gelmeye başladılar. (yesil.org sitesinden alıntıdır.) |
||
|
||
| Bu yazıyı yazanın gerçekten bu konuda bir bilgisi olup olmadığı konusunda kuşkularım var. Yani bir konuda analiz yaparken olabildiğince nesnel olmak gerekirken, anti semitik bir yaklaşımla bir cinayetin bu kadar kötü yorumlamış olmaları özel bir övgü gerektiriyor ! Öncelikle yoruma başlamadan önce Mossad ve benzeri gizli örgütlerin çalışma biçimlerini irdelemek ve bu yöntemlere uygun suikast ve cinayetleri araştırmak gerekiyor. Bir örgüt her hangi bir kişiyi öldürmeye karar verdiğinde profesyonel kişi ya da gruplarla çalışır. Amacına ulaşmak için kendisini tanımayan ya da tanıyamayacak durumdaki kişi ya da kişilerle bağlantıya geçer. Onlara parasal destek yanında silah, bilgi ve yasal destekler de verir. Planlamanın kusursuz olması, yakalancak kişinin de gerekirse yok edilmesi konusunda garanti alır. En azından bu konuda kendisine bir sıkıntı yaşatılmaması konusu kesin olarak belirlenmiştir. Üzeyir Garih cinayetinin analizi iyi yapıldığında öldürmenin bir plan ya da tasarımın sonucu olmadığı anlaşılmakta, öldüren kişinin ise böyle bir niteliğinin bulunmadığı görülmektedir. Üstelik öldürme amacıyla hareket eden kişi cinayet aleti olarak bıçak gibi son derece gelişmiş ! bir silah kullanmıştır. Kendisine yardım eden kişi de kendisi gibi tinerci biridir. Eğer bu bir örgüt işi olmuş olsaydı, mutlaka bir ateşli silah (muhtemelen suikast silahı) ya da bomba olması gerekirdi. Böyle olmasının amacı, işin şansa bırakılmaması ve öldürülmesi düşünülen kişinin kesin ve bir defada ortadan kaldırılmasının sağlanmasıdır. Üzeyir Garih'in aynı yere daha önce de bir kaç kez gitmesinin nedeni araştırılması gerekirken mekanın müslüman mezarlığı olmasından yola çıkılarak dinsel bir yorum yapılmaya çalışılması zaten konuyu anlamsız bir yere taşımakta. Musevi bir kişinin müslüman mezarlığında ne işi olduğunu anlamak için biraz kişinin özel yaşamına da girmek gerekebilir. Acaba Üzeyir Garih oraya hangi amaçla gitmişti ? Bu sorunun spekülatif bir yanı olduğu açık olmasına karşın benim yaptığım araştırma, oraya gidiş nedeninin cinsellikle ilgili bir yanının olması. Yani daha açık söylemek gerekirse, kendisine cinsel partner arama amacının olduğu yönünde çok fazla resmi olmayan bilgiye ulaştım. Ancak bunları kanıtlama şansım yok doğal olarak. Olaya bir de eşcinsel cinayetleri açısından bakılacak olursak, geçmişte yaşanan tüm cinayetlerin % 90 oranındakilerin bıçakla işlendiği ve katilin kurbanı 4-10 yerinden bıçıkladığı görülecektir. Bu durumun analizini yaptığınızda, katil kendisinde olmayan bir güç ve paranın intikamı için bu kadar acımasızca davranmaktadır diyebiliriz. Öte yandan Musevi topluluğu kendi içindeki sorunları kesinlikle bu şekilde çözmez ve hele bu kadar önemli bir kişinin sansasyonel biçimde ortadan kaldırılmasına onay verilmesi söz konusu olamaz. Her musevi vatandaşı öteki dünya vatandaşlarından daha değerlidir ve böyle olduğu için de bir museviye karşılık on dünya vatandaşının öldürülmesinde sakınca yoktur. Nitekim iki askerin kaçırılmasına karşı öldürülen insan sayısı binleri geçen Lübnan saldırısı da buna güzel bir örnek oluşturmakta. Kısacası nereden bakarsanız nesnel bir yanı olmayan bir yorum diyebiliriz. |
||
|
||
| yesil.org bir zamanlar takip ettiğim bir siteydi.. Eymür ün atin. org u ile birlikte ilginç bir takım senaryolar, komplo teorileri, bilgiler vs.. severiz tabi de.. biraz takılınca alta gizlenmiş başka türlü maksatları veya yönlendirme gayretlerini filan görmek mümkün bu tür sitelerde.. mesela yesil.org ana sayfasında Ali Kırca ile ilgili anons yıllardır orada öylece durur.. ama hepsi o kadardır işte.. sanki olası bir şantaj malzemesi gibilerden.. kimbilir belki şu son açığa çıkanlardan sonra hareketlenir artık o dosya.. ....... Garih cinayetinden sonra Alaton un tavırları bana biraz tuhaf gelmişti.. neyle karşı karşıya olduğunu bilmemekten kaynaklanan bir tür tedirginlik.. İsrail bağlantısıyla ilgili iddialar bu olayda aradığımız cinayet sebebi olmasa bile Türk-Musevi cemaatinin bir gerçeği gibi görünüyor.. |
||